Top Teklif Formu
Sağlıklı Yaşam Rehberi
Bayram Tatiliniz Cilt Sağlığınızı Bozmasın!

Yayınlama Tarihi: 01.09.2017

Pek çok insan bayramı tatilde geçirme ve bronzlaşma hayalleri kurarken, aslında cilt sağlığını nasıl bir tehlikenin içine attığının farkında olmuyor. Kısa süreli tatilleri değerlendirmek için saatlerce güneşin altında kalmak ve gerekli tedbirleri almamak; güneş yanıklarına, lekelenmelere hatta cilt kanserine yol açabiliyor. FS OSGB Uzman Hekimlerimiz; cildi güneş ışınlarından korumak için gerekli önlemleri sıraladı.

Güneş ışığının azı D vitamini eksikliğine çoğu DNA hasarına yol açıyor.

Güneşten yayılan ısı, ışık ve enerji tüm dünyada yaşayan canlılar için en önemli yaşam kaynaklarından birisidir. Çalışan çalışmayan insanlar için ise özellikle yaz aylarında ayrı bir mutluluk kaynağıdır. Çünkü tüm seneyi yoğun bir tempoda çalışarak ya da okuyarak geçirenler, yaz aylarında yaptıkları kısa tatiller ve bayram günlerini fırsat bilerek tüm senenin yorgunluğunu atmayı hayal ederler. Ancak her şeyin azının ya da fazlasının insan vücuduna zararı olduğu unutulmamalıdır. Güneş ışığının yetersiz alımı kişide D vitamini eksikliğine, fazlası ise tamiri mümkün olmayan DNA hasarlarına, erken yaşlanmaya ve cilt kanserlerine neden olmaktadır.

Bronzlaştırırken zarar veriyor.

Dünya üzerinde sera etkisi yaratan gazların aşırı kullanımı son 20 yılda küresel ısınmaya neden olarak ozon tabakasının incelmesine neden oldu. Bu da zararlı güneş ışınlarının incelen ozon tabakasından geçerek yeryüzüne ulaşmasına neden olmaktadır. Yeryüzüne ulaşan zararlı güneş ışınlarının bir bölümünü mor ötesi ışınlar olarak da adlandırılan ultraviyole ışınları oluşturmaktadır. 3 tipi bulunan ultraviyole ışınlarından UVC,  ozon tabakasını aşamayarak yeryüzüne ulaşmamaktadır. Ancak yeryüzüne ulaşan UVA ve UVB ışınları bir yandan bronzlaşmaya neden olurken, öte yandan kişilerde erken deri yaşlanması ve kanserojen etki oluşmasına da neden olmaktadır. Bu nedenle yaz aylarında bu ışınların en yoğun geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında güneş altında uzun süre bulunmamak gerekir. D vitamini sentezi için yaz aylarında haftada 3-4 gün, öğle 12-14 saatleri arasında ortalama 10 dakika,  vücut yüzey alanının yüzde 10 kadarının örneğin kollarımızın güneş görmesi yeterlidir.

Su ve kumdan yansıyan ışıklar da deriye zarar verebilir

Güneş ışınları,  deniz kenarı ve yüksek rakımlı yerlerde yaşayan, açık ten ve renkli göze sahip kişilerde daha fazla olumsuz etki yapmaktadır. Çocukluktan itibaren güneş ışığına fazla maruz kalmak ve ciddi güneş yanığı geçirmek ise ileriki yaşlarda deri kanseri riskini birkaç kez artırmaktadır. Bu nedenle çocukların güneş ışınlarına karşı korunması çok önemlidir. Zararlı etkisi her 300 metre yükseklikte enerjide %5 artan güneş enerjisi,  su ve ıslak giysilerden geçer, ayrıca asfalt, kum ve kar da enerjinin yansımasını artırmaktadır.

Zararlı güneş ışınlarından korunmanın 6 altın kuralı;

1.    Güneşten korunmada en önemli yöntem mekanik koruma olarak bilinen giysilerle korunma yöntemidir. Sık dokumalı ve UV filtreli olanlar tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka, şemsiye ve UV filtreli güneş gözlüğü kullanılmalıdır.

2.    Saat 11:00-16:00 arasında güneş koruyucu kullanmaksızın uzun süreli güneş ışınlarından uzak durmak gerekir.

3.    Güneşten korunmada bir diğer etkili yöntem ise gün perdesi adı verilen güneş koruyuculardır. Güneş koruyucular fiziksel ve kimyasal etkili olmak üzere ikiye ayrılır. Fiziksel etkililer, bariyer oluşturarak ışınları yansıtma yoluyla etki eder, hem UVA hem de UVB’ye etkilidir. Allerjik ve tahriş edici olmamaları sebebiyle güvenilirdir. Bebek ve çocuklarda tercih edilmelidir.

4.    En az 30 faktörlü güneş koruyucular güneşe çıkmadan 20-30 dakika önce sürülmeli, 2-3 saatte bir tekrarlanmalı, ayrıca terleme ya da havlu ile silinme sonrası yenilenmelidir.

5.    Solaryuma kesinlikle girilmemelidir.

6.    UV’nin zararlı etkilerine karşı koruyucu antioksidanlar ajanların doktor kontrolünde kullanımı (Vitamin A, C, E, betakaroten, koenzim Q10, yeşil çay, üzüm çekirdeği eksteresi gibi), güneşin olumsuz etkilerini azaltmada faydalı olabilmektedir.

Önlem almanıza rağmen cildiniz yandıysa…

Güneş yanığı, aşırı UV teması sonrası gelişen kızarıklık, yanma, ağrı, su dolu kabarcık oluşumu ile kendini göstermektedir. Yeterli süre ve dozda UV ışınlarına maruz kaldıktan 2-6 saat sonra başlar, 12-24 saat içinde maksimum düzeye ulaşır. Birinci haftanın sonunda deride soyulma görülür, daha sonra pigmentasyon ve lentigo adı verilen kahverengi lekeler gelişmektedir. Güneş yanığı tedavisinde hafif olgularda soğuk su ile soğutma, kortikosteroidli kremler, ayrıca ağrı ve inflamasyonu azaltmada aspirin kullanılabilir. Şiddetli durumlarda ise bu önlemlere ek olarak yatak istirahati, bol sıvı alımı ve bazı tedavi edici ürünlerin kullanımı gerekmektedir. Güneş yanığı tedavisinde mutlaka uzmana danışılmalıdır.

Serinlemek İsterken Boğulma Tehlikesi Yaşamayın..

Yayınlama Tarihi: 03.09.2017

Yaz aylarında aşırı sıcaktan bunalanlar deniz, havuz, nehir ve göl sularında serinlemek isterken boğulma tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliyor. Kişi yüzme bilmiyor ve gireceği su kaynağını tam olarak tanımıyorsa boğulma riski artıyor. Bunun yanı sıra kurtarma müdahaleleri sırasında da pek çok hayati kayıp yaşanabiliyor. FS OSGB Sağlık Koordinatörü Dr. Kaan ÇELİK, güvenli yüzme ve boğulma esnasında ilk yardım kuralları hakkında bilgi verdi.

Suda boğulma, yaz aylarında özellikle deniz kıyısındaki ya da havuz bulunan yerleşim yerlerinde en sık görülen acil durumlar arasında yer alır. Sadece yüzme bilmeyenler değil, vücut krampları ve aşırı dalga gibi etkenler nedeniyle yüzme bilen insanlar da boğulmaya tehlikesi yaşayabilirler. Boğulma olaylarının önlenmesi için bir dizi tedbir alınması çok önemlidir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

-Su ile vücut arasındaki ısı farkı çoğu zaman fenalaşmaya ve paniğe kapılarak boğulmaya sebep olabileceği için suya hemen girilmemelidir.

-Deniz yatağı ve deniz simidi gibi içi hava doldurulmuş plastik yüzücülere güvenilmemeli, kişi güvenli olmadığı sürece kendisini denizin sularına bırakmamalıdır. Çünkü farkında olmadan rüzgar ve akıntı plastik yatağı veya botu açığa sürükleyebilir.

-Kişi bilmediği yerlerde denize tek başına girmemelidir.

-Derinliği bilinmeyen, dibi görünmeyen suya balıklama atlanmamalıdır

-Suda tehlikeli hareketler yapmaktan ve uzaklara açılmaktan kaçınılmalıdır.

-Alkollü olarak ve yemek yedikten hemen sonra havuza ve denize girilmemelidir.

-Kişi tek başına yüzerken sürat motorlarına dikkat etmelidir.

-Teknede cankurtaran yeleği giyilmelidir.

-Şaka amaçlı da olsa yüzme bilen kişiler dahi suya itilmemelidir.

-Sulama kanallarında, barajlarda veya göletlerde yüzülmemelidir.

-Kişi boğulmak üzere olan ve çırpınan birini gördüğünde bu konuda tecrübesi yoksa kurtarmak için gitmemelidir. Çünkü boğulmak üzere olan kazazede, can havliyle kurtarmaya çalışan kişiye tutunmaya çalışabilir ve boğulmasına sebep olabilir.

“Simiti var yüzebilir” deyip çocuğunuzu yalnız bırakmayın.

Havuz ve su kaydırakları küçük çocuklar için çok tehlikelidir. Bu nedenle aileler çocuklarını bu alanlarda yalnız bırakmamalıdır. Havuz kenarlarında küçük çocukların aşamayacakları bariyerler olmalıdır. Çocuklar simit ve kollukları dahi olsa havuzda veya çevresinde asla yalnız kalmamalıdır. Havuzlarda çocukların almak isteyebilecekleri top, simit, şişme yatak veya oyuncak gibi ürünler bırakılmamalıdır. Ayrıca çocukların havuza atlamasına izin verilmemelidir.

İlk yardımla hayat kurtarabilirsiniz

-İlk yardım kurallarının iyi bilinmesi suda boğulma tehlikesi geçiren kişilerin yaşama tekrar dönmesini sağlayabilmektedir.

-Boğulma tehlikesi yaşayan kişiye can yeleği, can simidi gibi batmaz bir cisim atılmalıdır. Bu materyaller olmadığı takdirde uzun bir sopa, ip gibi araçlarla da yardım edilebilir.

-Suda boğulma tehlikesi geçiren kişi karaya çıkartılıp, sırt üstü yatırılmalıdır

-Kişi giyinik ise yakası ve kemerini gevşetilmeli, takma dişi varsa çıkarılmalıdır. Islak giysiler çıkarılıp kişi battaniyeye sarılmalıdır.

-Ağzının içine denizden giren yabancı cisim varsa temizlenmelidir.

-Ağızdan ağza yapay solunum yapılmalıdır, soluk verdiği zaman kişinin başı yana çevrilmelidir ve bu hareket 5-6 kez tekrarlanmalıdır.

-Kişi yutulan suyu çıkartmak için iki eliyle hastanın karnının altından tutarak yukarı kaldırılmasını sağlamalıdır. Bu şekilde hava yolundaki suların boşalmasına yardım edilmiş olur.

-Müdahalenin profesyonel kişilerce devam etmesi için 112 hattı aranarak sağlık ekiplerinin olay yerine gelmesi sağlanmalıdır.

Yanlış Ayakkabı Seçimi Stres Kırığı Nedeni
Yayınlama Tarihi: 08.09.2017

Adı, stres kırığı ancak ortaya çıkmasının nedeni stres değil. Sporcu rahatsızlığı olarak bilinse de herkes karşılaşabiliyor. Stres kırığı, ayağın belirli bölgelerinde geçmeyen ağrı ve şişkinlikle ortaya çıkıyor. Özellikle ayakta fazla duran, uygun ayakkabı tercih etmeyen spor yaparken bir anda aktiviteyi artıran kişiler ile topuklu ayakkabıyla ayakta fazla zaman geçiren kadınların kemik sağlığını tehdit ediyor. FS OSGB Hekimlerinden Dr. Ali KILIÇ, stres kırığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

En çok ayak tarak kemiğinde görülüyor.

Stres kırığı, tekrarlayan küçük yaralanmalarla kemikteki yorgunluğa bağlı bir kırık oluşumudur. Bildiğimiz kırık gibi ani bir zorlanmayla oluşmaz, zaman içinde küçük travmaların birikmesiyle kemikte bir zayıflık noktası bulması ve bu noktada bir çatlak oluşturmasıyla meydana gelir. En sık görüldüğü yerler; ayak tarak kemikleri, ayak bileği ve kaval kemiğidir. Özellikle tarak kemiklerinde stres kırıklarına çok fazla rastlanır.

Doğru ayakkabı seçimi çok önemli.

Stres kırığının en önemli nedenlerinden biri yanlış ayakkabı seçimidir. Uygun olmayan ayakkabı ile yapılmış olan sporlarda ayağa binen yük çok fazla olacağı için stres kırığı oluşabilir. Topuklu ayakkabı ile ayakta fazla duran ve yürümek zorunda kalan kadınlarda da stres kırıkları meydana gelebilir. Uygun adım yürüyen askerlerde, spor yapımında bir anda aktiviteyi artıran sporcularda, orta yaşlı bireylerde daha sık görülür. Kemik erimesi olan kişilerde de rastlanabilir. Özellikle osteoporozu fazla olan kortizon kullanan hastalarda uzun yürüyüşler sonrasında ayakta stres kırığıyla karşılaşılabilir.

Tedavinin ilk adımı travmaya neden olan aktiviteden uzaklaşmak.

Stres kırığının tedavisi için öncelikle travmaya neden olan aktiviteden uzaklaşılması gerekir. Diğer yandan ayakta içe basma, dışa basma ve düztabanlık gibi basış bozuklukları varsa bu da kemiklere fazla yük bindireceği için stres kırığına neden olabilir. Basış bozukluğu olan kişi özel tabanlıklar ile ayakkabı giymelidir. Bunlara rağmen düzelme olmuyorsa ve ağrı fazla ise bölgeyi alçıya almak ya da alçı botlarıyla hareketsizlik sağlanarak kaynama sağlanabilir. Tedavi edilmezse zayıf nokta giderek büyür ve ağrısı artar. İlerleyen dönemde kolay kırılabilir hale gelir.

İnatçı kırıklar için şok dalgası (ESWT), trombositten zengin plazma (PRP)tedavisi ya da cerrahi tedavi.

- İyileşme konusunda inatçı stres kırıklarında farklı destek tedavileri de gerekebilir.

- ESWT adı verilen şok dalgası tedavisi ile ses dalgaları o bölgeyi uyarır ve iyileşme sağlanabilir.

- PRP enjeksiyonu ile o bölgedeki kırığın iyileşmesini hızlandırabilir.

- Kök hücre tedavisi ile kalçadan alınan kemik iliği stres kırığı bölgesine enjeksiyon yapılarak iyileştirme hızlandırılabilir.

- Ayakta 5. parmaktaki John’s kırığı adı verilen stres kırıkları çok zor iyileşir. Genelde basketbolcu ve futbolcularda görülür. Böyle durumlarda cerrahi müdahale yapılarak tedavi edilir.

Ağır Yük Kaldırmak ve Şiddetli Öksürmek Mide Fıtığı Nedeni

Yayınlama Tarihi: 10.09.2017

Midede yanma, ekşime, ağız içine acı-ekşi su gelmesi, ses kısıklığı ve uykuda solunum bozukluğu ile kendini gösterebilen mide fıtığı, doğru tedavi planlaması ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabiliyor. Hastalığın daha ciddi tablolara neden olmaması için erken dönemde önlem almak büyük önem taşıyor. FS OSGB Uzman Hekimleri; mide fıtığı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Sıklıkla reflü ile ortaya çıkıyor

Anatomik nedenlerden dolayı, midenin yemek borusuna doğru sarkması olarak tanımlanan mide fıtığı, organın üst tarafındaki kasların gevşemesi sonucu ortaya çıkmaktadır. 50 yaşını geçen kişilerin yüzde 65’inde görülebilen bu rahatsızlık, bazen hiçbir belirti vermemekte, bazen de çoğunlukla reflü şikayetleri sonrası anlaşılmaktadır.

Ağır yük kaldırma, şiddetli öksürük mide fıtığı nedeni

Ağır yük kaldırma, şiddetli öksürük gibi nedenlerle karın içi basıncın yükselmesiyle ortaya çıkan mide fıtığı, obezite ve hamilelik döneminde batın içerisinde bulunan serbest sıvı nedeniyle de oluşabilir. Hastalığın, kayma ve paraösefagal fıtık olmak üzere iki türe ayrılır. Kayma tipi fıtık, mide bölgesinde bulunan yemek borusunun göğüs bölgesindeki boşluğa doğru kayması sonucu görülür. Paraösefagal tip fıtık ise çoğunlukla kadınlarda ortaya çıkmaktadır. Nadiren de görülse beraberinde ciddi sorunlara yol açabileceğinden dikkatli olunması gerekmektedir.

Mide fıtığı hastaları sigaradan uzak durmalı

Mide fıtığı, mideden yukarı göğse yayılan yanma ve midede ekşime, ağız içine acı-ekşi su ya da yiyeceklerin gelmesi, ses kısılması, tedavi edilemeyen boğaz enfeksiyonları, dişlerde erozyon, boğazda dolgunluk hissi, sık sık boğaz temizleme ihtiyacı, ses kısılması ve ses tellerinde polip ya da nodül, müzmin öksürük, tedaviye iyi yanıt vermeyen astım, tekrarlayan zatürre ile uykuda solunum bozukluğu şeklinde kendini gösterebilir. İlaç tedavisiyle hastalık tamamen iyileşmez ancak hastalara birtakım beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri önerilerinde bulunulabilir. Mide fıtığı olan hastaların çikolata, tereyağı, kahve ile çok asitli yiyeceklerden uzak durması ve kesinlikle sigara kullanmaması hastalığın seyri açısından önemlidir.

Cerrahi yöntemler hastayı rahatlatıyor

Günümüzde modern ameliyat teknikleri hastaların büyük oranda iyileşmesine olanak sağlar. Yapılan endoskopi ve kan tetkikleri sonucu tanısı konulan, medikal tedaviden sonuç elde edilemeyen ya da kaslarda aşırı bozulma ve yırtılma olan hastalara ameliyat önerilebilir. Mide kaslarında yırtılma söz konusu olduğunda mide fıtığı ameliyatıyla eş zamanlı olarak bu kaslar da onarılır. Eğer hastalık çok ileri evrede değilse, kişide mide yanması şikayeti varsa, bu ameliyatla birlikte midenin yanmaya yol açan bölümü yemek borusundan aşağı doğru alınır. Bu sayede hastanın şikayetlerinde büyük oranda rahatlama sağlanır. Ameliyattan sonra hastanın aynı sorunları yaşamaması için mide ile yemek borusunun birleştiği alana da koruyucu bariyerler yerleştirilir.

Ameliyattan sonraki süreç de çok önemli

Genellikle laparoskopik yani kapalı yöntemle yapılan mide fıtığı ameliyatından sonra hasta aynı gün taburcu edilebilir. Ameliyat bölgesi nedeniyle duruş bozukluğu kaynaklı birkaç gün omuz ağrısı yaşayabilen hastalar, ortalama bir hafta dinlendikten sonra gündelik yaşama dönebilir. Ameliyattan sonra kişiler yaşam biçimini değiştirmez ve doktorun uyarılarını dikkate almazsa mide fıtığının tekrarlama riski olabilir.

Gripten Korunmak İçin Neler Yapmalıyız ?
Yayınlama Tarihi: 16.10.2017

Hastalığın görülme sıklığının artması nedeniyle son günlerde en çok konuşulan sağlık sorunlarının başında grip geliyor. Uzmanlar ise insanı adeta "paçavraya“ çeviren gripten korunmak için alınacak tedbirlere dikkat çekiyor.


Toplumda, “Bu yılki grip çok ağır geçiyor ve hastaneye yatışı gerektiriyor” şeklinde bir kanı var ancak Dr. Özgür Sirkeci, durumun tam da böyle olmadığını söyledi. 

“Grip vakalarının artışta olduğu bir dönemdeyiz ancak geçen yıllara göre daha ağır bir seyir veya yatış sıklığında bir artış henüz gözlemlemedik“ diyen Sirkeci, grip virüsü influenzanın her yıl yapısında değişiklikler yaptığını ve her yıl insanları yeniden hasta edebildiğini hatırlattı.


Grip virüsü ile ilgili değişmeyen tek şey ise yarattığı şikayetler. Halk arasında "paçavra hastalığı“ olarak da bilinen grip, boğaz ağrısı, ateş, öksürük, yaygın vücut ve eklem ağrıları, halsizlik ve kırgınlıkla ortaya çıkıyor. Diğer soğuk algınlığı etkenlerinden ise ateşin daha yüksek olması, kas ve eklem ağrılarının da daha belirgin olması ile ayırt edilebiliyor.


Grip virüsünün her yıl ekim-nisan ayları arasında sık görülen ve dönem dönem salgınlar yapabilen bir etken olduğunu aktaran Dr. Özgür Sirkeci, "Bu yıl da yeni salgınlarla karşımıza çıkması beklenebilir“ uyarısında bulundu ve hastalıktan korunmada etkili olabilecek noktaları şöyle sıraladı:


KALABALIK ORTAMLARDAN UZAK DURUN

Gripten korunmak için hastalığın yaygın olduğu dönemlerde kalabalık ortamlardan uzak durmaya özen gösterin.


HASTALARLA TEMASI KESİN

Grip geçiren kişilerle temas etmemeye çalışın.


ELLERİNİZİ SIK SIK YIKAYIN

Kişisel hijyene dikkat etmek, sık el yıkamak korunmada çok etkili.


TAZE SEBZE-MEYVE TÜKETİN

Taze sebze ve meyve tüketin, özellikle C vitamininden zengin olan gıdalarla beslenin.


EV YAPIMI TURŞU VE YOĞURT TÜKETİN

Bazı uzmanlar ise özellikle vücuttaki probiyotikleri artırıcı etki yaparak vücut direncini artırdığı gerekçesiyle, ev yapımı turşu, ev yapımı yoğurt ve sirke ile kelle-paça çorbası gibi besinlerin bu dönemde daha fazla tüketilmesini öneriyor.


HASTA ÇOCUKLARI OKULA GÖNDERMEYİN

Hasta çocukların ilk birkaç gün okullara gönderilmemesi, diğer çocuklara bulaşı önlemek açısından faydalı olacacağını belirten Dr. Sirkeci, sanılanın aksine grip ile soğuk havanın veya soğukta kalmanın ise direkt bağlantısı olmadığını söyledi.


AŞI NE KADAR KORUYUCU?

Gripten korunmanın bir diğer yolunun ise aşı olduğunu belirten Sirkeci, "Aşılar bir yıl öncenin en etkili virüslerini kapsayacak şekilde hazırlanır. Grip virüsü her yıl kendini yenilediğinden koruyuculuğu % 40-60 arasında değişmektedir. 65 yaş üzeri kişiler ve kronik hastalığı olanlara, sağlık çalışanlarına önerilmekle birlikte dileyen herkes isteğe bağlı olarak aşı yaptırabilir“ dedi.


TEDAVİYLE 1 HAFTADA, TEDAVİSİZ 7 GÜNDE!

Grip virüsü ile karşılaştıktan sonra 1 ila 4 gün içerisinde hastalık ortaya çıkıyor. Tedavi desteği ile veya tedavisiz yaklaşık 5-7 gün arasında düzelme izlenebildiğini belirten Dr. Sirkeci, "Ancak şikayetleri azaltmak açısından destek tedavilere baş vurulabilir. Riskli yaş grubu (65 yaş ve üzeri), kronik hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış (immunsupresif) kişiler, bebekler ve dirençli enfeksiyon bulguları gerilemeyenler doktorlarına baş vurabilirler. Tedavi sürecinde istirahat de önemlidir“ değerlendirmesinde bulundu.